Özetle
- 🎬 Köyden İndim Şehire
- 📺 Star TV’de, saat 20.00’de
- 😂 1970’lerin Arzu Film ekolünden, dört köylü kardeşin altın bulup İstanbul’a gelişiyle başlayan, şehir hayatındaki komik ve absürt maceralarını anlatan nostaljik bir Yeşilçam komedisi
Köyden İndim Şehire, Ertem Eğilmez, Kemal Sunal, Metin Akpınar, Zeki Alasya ve 1970’ler Arzu Film komedi ekolü bu akşam televizyonun en güçlü nostalji rüzgârını estiriyor. 9 Ocak 2026 Cuma akşamı saat 20.00’de Star TV ekranlarında karşımıza çıkan bu kült film, hâlâ güldürürken hafızanın tozlu raflarını aralayan türden.
Televizyonda yeniden izleme isteği yaratan filmler vardır; ne kadar izlersen izle, bir sahnesi mutlaka seni yakalar. “Köyden İndim Şehire” tam olarak o kategoriye ait. Yarım yüzyılı devirmiş olmasına rağmen hâlâ genç, hâlâ diri, hâlâ enerjik. Bu duygunun sebebi yalnızca oyuncu kadrosunun devleşmiş kimyası değil; filmin kültürel anlamda taşıdığı büyük miras da bunda önemli paya sahip.
Bu Akşam Ne İzleyelim? Cevap Basit: Bir Kültün Yeniden Doğuşu
Arzu Film estetiğinin en parlak örneklerinden biri olan “Köyden İndim Şehire”, 70’lerin kentleşme dalgasını, köy-şehir çatışmasını ve ani zenginlik hayalinin nasıl absürt durumlara yol açtığını komedinin en sıcak diliyle anlatıyor. Dört kardeşin altın dolu küple İstanbul’a inişi; şehirli kurnazların arasında kaybolmaları; birbirlerine güvenip güvenmemek arasında sıkışıp kalmaları ve elbette helva kazanına karıştırılan meşhur altın hikâyesi… Tüm bunlar bugün hâlâ televizyon izleyicisinin içgüdüsel olarak tanıdığı, adeta aileden biri gibi gördüğü sahneler.
Bu filmin akılda kalma sebebi yalnızca komedisi değil; o komedinin altındaki sosyal damar. Dönemin Türkiye’sini anlamak için belki de en leziz kaynaklardan biri. Şehirli “uyanık” ile köylü “temiz” karşıtlığının karikatürize edildiğini söyleyenler çoktur; ama Yeşilçam’ın bu görsel dilinde başka bir şey var: toplumsal hafıza. Bu yüzden film nostalji değil, canlı bir kültür taşıyıcısı.
Oyuncu Kadrosu Neden Hâlâ Eşsiz Görülüyor?
Filmin kadrosuna baktığımızda, Türk komedisinin “Avengers ekibi”ne yaklaştığını söylemek abartı olmaz. Kemal Sunal’ın saf bakışları, Metin Akpınar’ın zekâ kırpıntılı panik hâli, Zeki Alasya’nın kurnazlığa meyilli ama her denemede başarısız oluşu, Halit Akçatepe’nin çocuk ruhlu enerjisi… Bu dörtlünün bir araya gelmesi zaten başlı başına bir olay. Üstüne Münir Özkul ve Şener Şen gibi devlerin yan rollerde sahneye girmesi, filmi adeta Yeşilçam panayırına çeviriyor.
Arzu Film ekolünün diğer yapımlarında da gördüğümüz bir gerçek var: Bu ekip “oynamıyor”, gerçekten birlikte var oluyor. Her replik, every bakış, her doğaçlama tadındaki sahne tam da bu yüzden akılda kalıcı. Kamera arkasına dair anlatılan, Metin Akpınar ve Zeki Alasya’nın yer yer doğaçlama yapmasına Ertem Eğilmez’in izin verdiği bilgisi boşuna değil; filmin doğal, su gibi akıcı dilinin kaynağı burada gizli.
Bugün televizyonda bu filmi izlerken aldığımız keyif biraz da bu yüzden: Hiçbir şey zorlanmış ya da hesaplanmış gibi durmuyor. Seyirci, oyuncuların gerçekten eğlendiğini hissediyor. Bu his, aradan geçen 50 yıla rağmen ekranın içinden dışarı taşmaya devam ediyor.
Neden Hâlâ Bu Kadar Seviliyor?
Popüler kültürde kalabilmenin sırrı, her kuşağa başka bir şey söyleyebilmektir. “Köyden İndim Şehire” bu sınavı yıllardır başarıyla veriyor. Kimi seyirci için çocukluğun yaz akşamlarını hatırlatıyor; kimi için Saf Anadolu insanının şehirle karşılaşmasını güldürürken düşündüren bir metafora dönüşüyor.
- Helva kazanı sahnesi hâlâ sosyal medyada dönen en komik Yeşilçam kesitlerinden biri.
- Dolandırıcılık sahneleri, bugünün “şehirde hayatta kalma” temasıyla şaşırtıcı biçimde hâlâ güncel.
- Dört kardeş arasındaki güvensizlik ve para hırsı, filmde abartılı olsa da hayatın içinden bir gerçeklik taşıyor.
Filmin hikâyesi tamamen kurgu olsa da Türkiye’nin 1970’lerde yaşadığı hızlı göç dalgasını, köyden kente gelişin şaşkınlığını ve sınıf farkını komediyle yoğurması onu zamansız bir noktaya yerleştiriyor. Bugün izlediğimizde hem gülümsüyor hem de o dönem insanının ruhuna dair ince bir ipucu yakalıyoruz.
Bu Akşam Ekranı Açmak İçin Geçerli Bir Sebep
Star TV’nin bu akşam 20.00 kuşağına “Köyden İndim Şehire”yi yerleştirmesi aslında çok stratejik bir seçim. Yılın yorgunluğu, haftanın stresi ve Cuma akşamının rahatlatıcı havasıyla birleşince, nostalji komedisinin sıcaklığı izleyiciyi hemen içine çekiyor. Üstelik bu tür filmler artık yalnızca “tekrar” değil; bir ritüel, bir geleneğin parçası.
Ne hikmetse, aynı sahneleri defalarca izlesen bile eğlence dozu azalmıyor. Helvanın içine karıştırılan altınlar, kaybolan paketin telaşı, şehirli uyanıkların çevirdiği numaralar… Bunlar sadece bir film karesi değil; Türkiye’nin ortak mizah dağarcığının yapı taşları.
Eğer uzun zamandır Yeşilçam’a dönmemişsen, bu akşam tam zamanı.
Eğer bu filmi onlarca kez izlediysen, bilirsin: 51. izleyişte de gülersin.
Televizyon akşamlarını güzelleştiren, sadece eğlendiren değil, aynı zamanda geçmişle bağ kurduran işlerdir. “Köyden İndim Şehire” tam da bunu yapıyor. Hem sinema tarihimizin güçlü bir parçası olarak karşımıza çıkıyor hem de bugün hâlâ ilk günkü gibi samimi.
Star TV’nin 20.00 kuşağını açtığında seni bekleyen şey, sadece bir film değil; bir dönemin ruhu. Köyden şehre inen dört kardeş, altın dolu küpü ve şehirde kaybolan masumiyet… Bütün bunlar, bu akşam ekranı açmak için fazlasıyla yeterli bir sebep.
İçerik Listesi
