Stokholm’un hemen kuzeyinde, İsveç’in ilk başkenti olan Sigtuna, kış ortasında bambaşka bir hüviyete bürünüyor. Ocak ayının soğuk kucağında bu küçük tarihi kasaba, turistik kalabalıklardan tamamen arınmış, sessizliğin ve otantikliğin hüküm sürdüğü bir sığınağa dönüşüyor. Yalnız gezginler için bulunmaz bir fırsat: İskandinav ruhunu en saf haliyle yaşayabileceğiniz, kendi ritminizde keşfedebileceğiniz bir hafta sonu kaçamağı.
Tarihin Donduğu Kasaba
Sigtuna’nın sokaklarında yürümek, zamanda geriye gitmek gibi. 990 yılında kurulan bu kasaba, İsveç’in en eski yerleşimlerinden biri ve her köşesi bu zengin geçmişin izlerini taşıyor. Ocak ayında kar örtüsü altındaki ahşap evler, adeta bir peri masalından fırlamış gibi duruyor. Stora Gatan, İsveç’in hâlâ kullanılan en eski ana caddesi; buradan yürürken ayaklarınızın altındaki taş döşemeler bin yıldan fazla süredir burada.
Kasabanın en büyük cazibesi, Viking Dönemi rün taşları. Şehir merkezinde ve çevresinde 150’den fazla rün taşı bulunuyor ve çoğuna ücretsiz erişebiliyorsunuz. Ocak ayının berrak havasında bu antik anıtları görmek özel bir deneyim; turist akınına uğramamış, sessiz ve meditatif bir atmosferde tarihe dokunuyorsunuz.
Tek Başına Gezmenin Büyüsü
Sigtuna, yalnız seyahat edenler için tasarlanmış gibi. Küçük, güvenli ve yürünebilir bir kasaba olması, kendi başınıza rahatça kaybolabileceğiniz anlamına geliyor. Mälaren Gölü kıyısında saatlerce oturabilir, içinize dönerek düşünebilir veya sadece buzlu göl manzarasını izleyebilirsiniz. Ocak ayında gün ışığı kısıtlı olsa da, bu durum kasabaya gizemli ve içe dönük bir atmosfer katıyor.
Yerel kafelerde bir kitap eşliğinde saatlerce oturmak, kimseyle konuşmak zorunda kalmadan çevrenizi gözlemlemek mümkün. İsveçliler zaten kişisel alana saygı konusunda dünya şampiyonu; kimse size laf atmayacak, rahatsız etmeyecek.
Kış Işığında Görülecekler
Sankt Olof Kilisesi kalıntıları, kasabanın en fotojenik noktalarından. 12. yüzyıldan kalma bu harabe, özellikle kar yağdığında büyüleyici görünüyor. Mariakyrkan, hâlâ ayakta duran ve aktif olarak kullanılan 13. yüzyıldan kalma tuğla kilise ise içeriden ziyaret edilebilir ve ücretsiz.
Sigtuna Müzesi küçük ama etkileyici bir koleksiyona sahip. Yaklaşık 150 TL’lik giriş ücreti karşılığında Viking döneminden kalma eserleri, ortaçağ hazinelerini ve kasabanın bin yılını anlatan sergileri görebilirsiniz. Yalnız geziyorsanız, müzelerde istediğiniz kadar vakit geçirebilme özgürlüğü paha biçilmez.
Lundströmska Gården, 18. yüzyıldan kalma muhteşem bir ahşap malikane. Şimdi bir kültür merkezi olarak kullanılıyor ve genellikle ücretsiz sergilere ev sahipliği yapıyor. Ocak ayında sessiz ve tenha oluyor; tarihi odaları tek başınıza keşfetmek ayrı bir keyif.
Soğukla Dans Etmek
Ocak ayında Sigtuna’da hava sıfırın altında seyrediyor, genellikle -5 ile -10 derece arasında. Ama İskandinav soğuğu, nemli Avrupa kışından farklı; doğru giyinirseniz rahatsız edici değil. Katmanlı giyin, iyi bir mont, şapka ve eldiven yeter. Kar yağışı muhtemel, bu da kasabayı masalsı bir görünüme büründürüyor.

Gün ışığı sadece sabah 8:30 ile akşam 15:30 arası mevcut. Bu kısıtlama başta dezavantaj gibi görünse de, aslında yalnız gezginler için bir nimet: uzun kış akşamları, içe dönük aktiviteler için mükemmel. Kafede bir köşeye çekilip okumak, yazı yazmak veya sadece dışarıyı izlemek için ideal.
Yerel Lezzetler ve Sıcak Molalar
İsveç pahalı bir ülke ama dikkatli olursanız bütçenizi koruyabilirsiniz. Stora Gatan üzerinde birkaç samimi kafe var; bir fincan kahve 60-80 TL, kanelbulle (tarçınlı rulo) 40-50 TL civarında. Fika geleneğini mutlaka deneyimleyin; İsveçlilerin kahve molası ritüeli, özellikle yalnız seyahat ederken harika bir ara verme fırsatı.
Öğle yemeği için günün menüsü (dagens rätt) en ekonomik seçenek. Yerel lokantalarda 200-250 TL’ye doyurucu bir öğün, genellikle salata, ekmek ve içecek dahil. Akşam yemekleri daha pahalı olabilir, bu yüzden bir süpermarketten sandviç malzemesi veya hazır yemek almanız bütçenizi rahatlatır. İsveç süpermarketleri kaliteli ve fiyat performans açısından iyi.
Pratik Bilgiler
Ulaşım
Stokholm Arlanda Havalimanı’ndan Sigtuna’ya 20 dakikalık otobüs yolculuğu var. 583 numaralı otobüs yaklaşık 130 TL’ye sizi kasaba merkezine götürüyor. Alternatif olarak Stokholm şehir merkezinden tren ve otobüs kombinasyonuyla gelebilirsiniz, toplam süre bir saat civarında ve yaklaşık 150-180 TL.
Sigtuna’da her şey yürüme mesafesinde. Arabaya gerek yok; aksine yürüyerek keşfetmek çok daha keyifli ve otantik.
Konaklama
Ocak ayı düşük sezon olduğu için konaklama fiyatları makul seviyelerde. Kasaba merkezinde küçük pansiyonlar ve guesthouse’lar gecelik 1.200-1.800 TL aralığında. Yalnız seyahat ediyorsanız tek kişilik oda fiyatları biraz daha uygun olabiliyor. Stokholm’de kalıp günübirlik de gelebilirsiniz ama geceyi Sigtuna’da geçirmek, kasabanın sessiz akşam atmosferini yaşamak için şart.
Airbnb tarzı ev kiralamalar da seçenek; hafta sonu için 2.500-3.500 TL’ye tüm evi kiralayabilirsiniz. Yalnız geziyorsanız bu pahalı gelebilir ama mutfak kullanımı sayesinde yemek masraflarından tasarruf sağlarsınız.
Yalnızlığın Tadını Çıkarın
Sigtuna’da ocak ayı hafta sonu geçirmek, dijital detoks için harika bir fırsat. İnternet bağlantısı mevcut ama kasabanın sakin ritmi sizi ekrandan uzaklaşmaya teşvik ediyor. Gölün buzlu kıyısında yürüyüş yaparken, rün taşlarının önünde dururken, tarihi kiliselerin sessizliğinde otururken kendinizle baş başa kalıyorsunuz.
Kış karanlığı bazılarına kasvetli gelebilir ama İskandinavlar bu dönemi hygge felsefesiyle şenlendirmeyi biliyor. Kasabadaki mum ışıkları, sıcak kafeler, içten insanlar ve yavaş yaşam ritmi, yalnız olmayı yalnızlık hissetmemeye dönüştürüyor.
Hafta sonu için toplam bütçe, uçak bileti hariç, 4.000-6.000 TL arasında olabilir. Bu rakam batı standartlarında oldukça makul. Kendinize bir hediye olarak düşünün: tarihe, doğaya ve kendi iç dünyanıza yatırım.
İçerik Listesi
